Yoksa eskisi daha mı iyi?

Eski Yeni
                   Veri merkezlerindeki sunucu dolaplarında, ağımızdaki istemcilerde veya sunucu sistemlerimizin altyapısında kullandığımız tüm yazılımın ve donanımın hep en yenisini arıyoruz, istiyoruz. Sürekli ana veya ara sürümler arasında yeniye doğru bir değişim akımı oluşturuyoruz ve genellikle bu yeniyle mutlu da oluyoruz.

Yenilik demek genellikle daha düşük enerji tüketimi, daha yüksek performans, daha fazla yetenek ve daha yüksek esneklikle eşdeğer demek oluyor. Tabii bazı noktalarda eskiye rağbet edilen çok özel durumlar veya genel algılar olabiliyor. 

Bu konu ilk başta yüzeysel düşününce çok fazla anlam ifade etmiyor. Bununla birlikte bazı noktalarda eski teknoloji veya ürünler özel olarak tercih ediliyor; çünkü bazı noktalarda eski demek daha uygun demektir.

NASA’nın uzay programında kullanmak için 8088 işlemci araması haberini belki hatırlarsınız. İstediği her teknolojiye sahip olabilecek bir kurumun 30 senelik işlemciyi aramasının sebebi elbette geçmişi yâd etmek değildi.  

NASA o noktada eski sistemlere uyumlu olan bir parça arayışına girmişti. Bunu düşününce aşırı uçlardan bir örnek verdiğimizi sanabilirsiniz ama işin aslı çok başka; birçok farklı alanda eski işletim sistemleri, eski donanım ürünleri ve eski yazılımsal platformlar kasıtlı olarak tercih ediliyor. Bunun birkaç sebebi var.

Eski Yeni TeraziÖncelikle eski donanımsal platformlar, özellikle mikro işlemciler veya uygulamaya özel tümleşik devreler (ASIC, Application Specific Integrated Circuit) düşünüldüğünde bu bileşenler yıllardır kullanılmanın getirdiği bilgi ve deneyim birikimi sayesinde oluşabilecek hatalara karşı çok sıkı denetlenmiş ve çevresinde kullanılan bileşenler de benzer testlerden geçmiş, hatalarından kurtarılmış şekilde kurulan sistemlerin içerisine yerleştirilebiliyorlar. 

Dolayısıyla bu yongalarla çalışan yazılımcılara yalnızca hatasız düşük seviye kod oluşturmak ve bu cihazlarda sorunsuz biçimde çalıştırmak düşüyor.

Özellikle bankacılık sektörü gibi güvenliğin son noktada olması gerektiği yerlerde ise bir sistem yöneticisinin kendi ağında barındırmak istemeyeceği, güncellenmesi yıllar evvel bırakılmış veya teknolojisi oldukça değişerek bugüne gelmiş yazılım sürümlerini görmek mümkün. 

Bu tür uygulamalardaki mantık ise aslında işin donanımsal tarafındaki yaklaşımdan çok da farklı değil. Her ne kadar en yeni özellikleri barındırmasa da her türlü açığı keşfedilmiş, yamaları yayınlanmış, kritik güvenlik hataları yıllar içerisinde giderilmiş ve kararlı biçimde çalışabilen işletim sistemleri, uygulama geliştirme platformları ve yazılımsal bileşenlere rağbet oldukça fazla.

Elbette bu bahsettiğimiz şeyleri yalnızca eski diye seçmiyoruz; güvenli ve kararlı çalışmaları en büyük etmen. Koskocaman uzay mekiğini ve içindeki insanları tüm uzay yolculuğu boyunca hayatta tutabilmek için bazen en yeni değil mümkün olabilecek en eski teknolojiye de başvurulması gündelik ilerlemeler ve icatlarla ilgili olarak zihinlerde manidar bir algı bırakıyor. 

Ama artık eski veya yaşlı sözcüklerinin çok başla anlamlara da geldiğini biliyoruz., değil mi?

Haber Kaynağım : 
Konuk Yazar: Berkin Bozdoğan, 
Editor-In-Chief - SDN
http://www.karel.com.tr/
Share on Google Plus

About Mobil Reklam

    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder